OSMANLI TARİHİ HAKKINDA MÜHİM BİR KAYNAK – Dr. HALİL İNALCIK

OSMANLI TARİHİ HAKKINDA MÜHIM BİR KAYNAK

Dr. HALİL İNALCIK

 Osmanlı tarihinin kaynakları arasında şer’iye sicil defterlerinin birinci derecede önemli bir yer tuttuğuna şüphe yoktur.

Merkezle yapılan bellibaşlı yazışmaların, halk dileklerinin, fermanların, kanunnamelerin ve şeri hüccetlerin geçirildiği bu sicil defterleri incelenmeden, imparatorluğun idari ve içtimai tarihini hakkiyle meydana çıkarmak imkansızdır, denilebilir. Hele muayyen bir mıntıkaya ait birbirinin devamı olan bütün sicil defterleri ele geçirildiği takdirde, o mıntıkanın tarihi hayatını hiç bir kaynak bize bunlardan daha etraflı, daha mevsuk bir şekilde canlandıramaz.





Memleketimizde zaman zaman çıktığını gördüğümüz şehir tarihleri, mahalli hayata dair makaleler umumiyetle bu esas kaynakları kullanmadıklarından veya kullanmasını bilmediklerinden, bugün, maalesef iddialarından çok uzaktadırlar. Halbuki, bilhassa bir mıntıkanın tarihi – iktisadi şahsiyetini, bütünlüğünü meydana çıkarmak vazifesini üzerine alan, bizi geçmişin bütün canlılıklarıyla yakından temasa getiren bu nevi tarihçilik, asıl büyük sentezler için en zengin malzemeyi verecektir.

İşte bu bakımdan, Memleketimizde ekseriya adliye dairelerinde, eski medrese veya cami köşelerinde atılmış duran eski sicil defterlerinin büyük bir titizlikle toplanıp korunması milli tarihimiz için şüphesiz en büyük hizmetlerden biri olacaktır. Burada sevinçle haber verelim ki Maarif Vekilliği bu işin büyük ehemmiyetini anlamış ve faaliyete geçmiş bulunmaktadır. İmparatorluktan ayrılan ve bugün sınırlarımız dışında bulunan sahalara gelince, buralarda umumiyetle bu gibi vesikaların ne olduğunu pek bilmiyoruz. Yalnız Bosna’da, daha bundan epeyi zaman önceleri, sicil defterlerinin dikkatle bir yere toplanıp saklandığı, hattâ bazı bilginlerin bunları ilmi bir şekilde neşre giriştikleri malûmdur.

Mesela Dr. C. Truhelka tarafından Glasnik Zemaljiskog Muzeja u Bosni i Hercogovini’ nin 30 uncu sayısında çıkan Yaiça (Jaica) kadısına ait sicil defteri, tarih vesikası olarak bu defterlerin ne kadar kıymetli birer hazine teşkil ettiğini ortaya koymuş ve müsteşrikler arasında büyük bir ilgi uyandırmıştır. Bir zamanlar imparatorluğun en önemli bölgelerini teşkil etmiş olan bu gibi dış ellerin tarihini yazmak, şüphesiz, asıl bu kıymetli hazineleri elleri altında tutan bilginlerin işi olacaktır. Bununla beraber, Bosna gibi bir müslüman çoğunluğunun yaşadığı yerlerde bu gibi vesikaların bu güne kadar saklanabilmiş olması nisbeten tabii olduğu halde, çekilen imparatorluğun bütün izlerine karşı ilk zamanlarda şiddetle hareket olunan diğer sahalarda bunlardan pek çoğunun kaybolduğuna şüphe yoktur (93 harbinde Bulgaristan şehirlerinde Türk mahalleleri ve hükümet konaklarının Bulgar halkı tarafından nasıl yakılıp yıkıldığı hakkında o zaman Rus ordusunda Bulgar davası için çalışan bir Fransız zabitinin hatıralarına bakınız : D. de Lonlay, En Bulgarie, 170 ve müt.). Biz aşağıda, imparatorluğun uzak sahalarına ait ve içindekilerle olduğu kadar bu bakımdan da hususi bir değer taşıyan böyle bir sicil defterini tanıtmak istiyoruz. Bugün Ankara’da Türk Tarih Kurumu kütüphanesinde bulunan defter (numarası Y/514) buraya, eski Türk Tarih Encümeni yazmalar ı arası nda gelmiştir. Defter 285mm X 175mm ebadında sırtı meşin mukavva kaplı bir cilt teşkil etmektedir. Sicil kayıtları altıncı yaprağın ikinci sahifesinde kırmızı mürekkeple, “Eşirraya müteallik arzdır„ sözüyle başlamakta ve 74 üncü yaprağın birinci sahifasinde, “sarf- ı destmaye-i vüs’ u kudret ve „ sözüyle bitmektedir.




Başta ve sonda kalan diğer sahifelerde, 1718 yılına kadar Osmanlı padişahlarının, şeyhülislâmların ve Bosna valilerinin sıra ile adlarını, saltanat veya hizmet senelerini gösteren cetvellerle beraber bazı şahsi notlar bulunmaktadır. Yazılar umumiyetle okunaklı bir şekilde ta’lik hattıyle yazılmıştır. Yaiça sipahilerinden Mehmet Ağa’nın durumunu İstanbul’a bildirmek üzere yazılan birici yazı , 1104 rebiülevvel ortaları (1692 sonteşrin) tarihiyle tarihlenmiştir.

1718 Pasaforça muahedesi münasebetiyle Bosna ileri gelenleri tarafı ndan İstanbul’a gönderildiği anlaşılan yarım kalmış son vesika tarihsizdir. Ondan bir önceki vesika ise, 22 Muharrem 1131 (4 ilkkâ- nun 1718) tarihini taşımaktadır. Elimizdeki defterin kopya olmadığı, orijinal bir nüsha olduğu muhakkak sayılabilir. Çünkü yazı şekilleri, kadıların imzaları , herhangi bir kopyada atılması muhakkak olan tashihler, çizgiler, sahife kenarlarındaki ilâveler ancak bunu teyit etmektedir. Defterde 280 kadar vesika vardır. Bir fikir vermek için biz, bunları başlıca şu gruplara ayırdık:

 I — Saraybosna ve civarı halkının veya batan eyaletin, kadilık vasıtasiyle merkeze bildirilmesini istedikleri dilekler — Toplu bir halde veya şahsi olarak yapılan ve düşman istilası tehlikesi karşısında merkezden imdat istenmesi (meselâ S. 13 a, vesika 1), vergilerin hafifletilmesi (S. 6 a, v. 2), haksızlıkların cezalandırılması (S. 2 b, v. 2) gibi işlere taallfık eden bu çeşit vesikalar defterde epeyi bir yekün tutmaktadır. Bir fikir vermek üzere aşağıya, Bosna halkının sipahilerden şikâyetini gösteren bu çeşit önemli bir vesika koymaktayız




 II — Harp vukuatına ve askeri işlere dair yazılar — Yukarda söylediğimiz gibi defter 1692 den 1718 senesine kadar gelmektedir. Halbuki Bosna, 1699’a kadar süren uzun harp yıllarında ve 1714 -1718 de Venedik ve Avusturya ile yap ı lan muharebelerde en mühim hareket sahalarından biri olduğundan defterde bu harplere dair ayrıca bir çok vesika vardır. Bu vesikalar, askeri harekatı aydınlatmak, ordunun teşkilat ve durumunu göstermek bakımından fevkalade önemlidir ve vak’anüvislerde vesair kaynaklarda rastlanmayan bir çok tafsilâtı ihtiva etmektedir . Bu çeşit vesikalar, ekseriyetle yukarda I numarada temas’ ettiğimiz “mahzarlar„ şeklinde olduğu gibi muhtelif paşalar tarafından yazı lan “arzları n„ kopyaları veya merkezden bu işlere dair gönderilen emirlere müteallik yazılar halinde de görülmektedir. Bu çeşit vesikaların ehemmiyetini göstermek üzere aşağıya bunlardan iki örnek koyuyoruz: “Bosna Valisi Mehmet Paşa arzı mucibince işbu arz iltimas olunup tahrir ve der-i Devlete irsal olunmuştur;

Bu yazı Sayın Prof. Dr. HALİL İNALCIK  tarafından yazılan OSMANLI TARİHİ HAKKINDA MÜHIM BİR KAYNAK  başlıklı makalesi bir kısmını içermektedir

YAZININ TAMAMINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

Bir Cevap Yazın